Yarı çıplak vücudum, ağzımda barındırdığım penam ve güzel beyaz gitarımla '5 parasız' pozumdan sonraki o derin uykumdan bahsedeceğim meraklı bakışlara itafen.Sefil ve aç bir şekilde amfimle sokaklara döküldüğüm yıllardı.Beni gören saçı sakalı birbirine karışmış, ama lacoste parfüm kokan, üstü çıplak ama altında Diesel kotlu, mükemmel gitarı ama 3 liralık kılıflı halime acır, para atardı.Hepsinden zengin olmam bu fantezimi değiştiremezdi.O bol alkollü gecelerden bir gece, bir klüpte olay çıkardıktan sonra güvenlik görevlisi tarafından hırpalanışım, beni o rüyaya sürükledi.
Continuum çalan bir defilede buldum kendimi.Çok değişmiştim, böyle biri değildim aslında.Herkes bana, ben aynaya bakıyordum.Mükemmel vücudumla sıranın bana gelmesini bekliyordum.Bir türlü gelmiyordu, sıranın neden bana gelmediğimi utandığım için soramamak beni deli ediyordu.O sırada bir manken arkadaşın, alışveriş sepetinin üzerinde ayakta dururken biri tarafından iktirilip, düşürüldüğünü duydum diğerlerinden.Kurtarmak istiyordum onu o durumdan.Koşarken podyuma çıktığımda ayağıma dolanmış olan makrofonun kablosunun bir seyircinin boynuna dolanmış olduğunu gördüğümde boğulup ölmüştü.Ben de yere kapaklanmıştım.Kalkıp yan stüdyodaki boks maçına kaçtım.Sürekli ellerinde cüzdan olan insanlar gördüm.Burnumun Chuck Norris tarafından kırıldığını anlatmaya çalışıyorlardı bana.'Tamam lan!' dedim ve ringde buldum kendimi.Çatıdan yağmur sesleri geliyordu.Sürekli ıslanıp ıslanmadığımı anlamak için elimi vücudumda gezdirmeye çalışıyordum, her defasında da eldivenim olduğu için birşey hissetmiyordum.Etrafımdaki herkes yüzünü bana çevirip uzaklaştı ve rakibim(oradaki en güçlü zencilerden) beyaz kukuletalı biriyle konuşuyordu.Beyaz kukuleta aniden uçmaya başladı ve elindeki hançerle rakibimi öldürdü.Yüzünü göremiyordum.Oradan hemen uzaklaşıp bir iddia bayiine girdim.Göztepe maçına oynadığımı gören bir ağabey bana hemen tavsiyelerde bulundu, o maça oynamadım.Canım çok sıkılmıştı, okula gitmeliydim.Yağmur çok yağıyordu ve servis gelmiyordu.Arkadaki telefon klubesinden çıkan şemsiyeli bir bey bana 'taksiyle gitmeyeceksen gitme, servisi kaçırdın' dedi.'Nerden biliyorsunuz?' diye sorduğumda Ben Murat Kazanasmaz'ım, Türkiye'deki trafik bana sorulur, güven bana' dedi.'Desperate Houseman' evine yürürken, karşısına bir arkadaşı çıktı.'Dağlarda arabayla gezmeliyim, seninle konuşamam' dedi ve gitti.Yağmur damlalarının o an için şemsiyenin altında kesildiğini hissetmek bile güzeldi, taksi durağına vardığımda taksicinin beni boks elivenli, sırılsıklam halimi görüp küfrü basmasıyla birlikte arabaya bindim.Erdoğan'ın otoyol açılışını yaptığı yere gittik.'Taksimetredeki ücreti ödememen için bu açılışa engel olmalısın!' dedi biraz önce aslan kesilen şöför.'Bu açılışa izin verirsen Cumhuriyet elden gidecek!' diye haykırınca dayanamadım.Otobüsün üstünden şöförüne 'sağ-sol' yaptırıyordu.Erdoğan'ın amfiye bağlı mikrofonunu çıkarıp, yanımda önceden taşımış olduğum mikrofonu taktım.Milimetrik hesaplarla otobüsün yerini değiştiren o müthiş adam gitmiş yerine sesi daha düzgün biri gelmişti.'Çok hızlı sola git!' diye bağırdım.Otobüs üstüme devrildi.
İşte o an gözlerimi açtığımda hırpalanmış bedenimle beraber üstüme atılmış bir gitarı gördüm.
Cuma
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

1 yorum:
tamam.
Yorum Gönder