Salı

What Can I Do Sometimes?

Sadece zaman ayırmakla ilgisi vardı.Yaptığı çok kolaydı.Çok çalışmak yeterliydi.Metafiziğe o zaman da inanmıyordum, ama geldiği en son noktayı ışık oyunlarıyla açıklayabileceğim bir cahillik vardı üzerimde.Bütün aile ona bakıyordu.'Şimdi sıra kelebek çıkarmada!!'İnsanların ilgisini lego yaparak çekemezdim.Kendimi onlara ispatlamam gerekiyordu.Kimsenin görmediği gözyaşlarımla odama gittim, Andy'i açtım.Şaka yapacaktım.

Ampül güneş çoktan doğmuştu ve yazın ortasında İzmirde uyanmak hoşuma gitmişti.Babamın tabak üzerine 'oturttuğu' gevrek, yanına koymuş olduğu demirden daha sert peyniri ve onun da yanında dehidrasyona uğramış zeytinleriyle Özdilek'e taş çıkaran kahvaltısı beni izliyordu.'Theee Siimpsooons' bulutu vardı havada.Tek bulut olduğu için sik gibi duruyordu orda.Gevrekten iki ısırık, neskafeden üç yudum, parfümden dört fıst ve balyanaktan da tattıktan sonra koyuldum kemeraltı yollarına.

Esnaflığım diğer esnaf arkadaşların dillerine destan olmuştu.Şöyle bir bakmak için gelene, şimdi bakıcak olup sonra alıcak olana, azınlık kesime, dönercisinden balık yemi satana, yani 7'den 70'e ayakkabı satıyordum.Parası yeten çıkarıp alıyordu.

Hasan Bey bana geçen akşamki anılarını anlatıyor, sodalarımızı yudumluyor, dertlerimizi paylaşıyorduk.Bana gelecekle ilgili planlarını anlatıyordu, sözünü böldü, 'Buyrun efeniim'.Arkamı döndüğümde kaderin acımasız yüzünün bana gülümsediğini gördüm, terledim.O gelmişti.Yine baş köşeye oturmuşken aniden gelip hayatımı alt üst edecekti, buna izin vermemeliydim.

-Tolga, uzun zaman oldu, nasılsın?

Holywood filmlerindeki kahramanların birbirlerine uzun bir aradan sonra verdiği ilk izlenimine benziyordu:

-Aaah, haklısın dostum.Değişmişsin görmeyeli.

-Sen de, burada mı çalışıyorsun?

-Yaa, evet satıyoz işte bişeyler. O talihsiz mimik ve cümleyle durum 1-0 oldu.Aniden terledim, sanki yanlışlıkla kaçan osuruktan sonraki pişmanlığı yaşıyordum, düzeltmek için çabalarken daha da batıyordum:

-E bi çay iç madem? Esnaf ağzı da eklendi, hayırlısıydı artık.

-Yok Tolgacığım tutmayayım seni ben yukarı çıkıp bizimkilere bir selam verip gideyim. -Peki sen bilirsin görüşürüz sonra.

Bu kısa konuşmadan sonra Hasan 'bey' tebessüm etmişti, ona gülücük denemezdi.Gelecek bitmiş, geçmiş başlamıştı.Ancak daha sonra galibiyet koltuğuna oturacak olanın ben olduğunu bilmiyordu. Gün bitmiş, hava kararmak üzereydi.Kapatıyorduk.Dayımlarla birlikte aşağı iniyorlardı.Asansörden bütün kahkahalar ve anılar duyuyluyordu.Kapı açıldı:

-Aa bak Tolga da burda hakkaten sen neden aşağı inmedin?

-Onunla görüşücez zaten bi size bakıyım dedim bu saat olmuş.

-Hıı, bak Tolga da gitar çalıyo, bi gün bişeyler yapın da dinleyelim.

-Bakarız ya.

Sosyal aktivitemin yakınlarım tarafından konu açılsın diye hep olup olmadık zamanda bahsedilmesi beni Rapunzel gibi hissettiriyordu.Saçlarımı uzatıyordum, onlar traktöre bağlıyordu.Sosyal aktivite bir umut olabilirdi artık bu sarışın çıtır için.

Episode 1:Bill'in Dönüşü

Eve dönmüştüm, bir planın tam zamanıydı.Penamı çıkardım ve yola koyuldum.Aklıma hiçbir şey gelmiyordu.Tuvalete gittim, orda da gelmedi.Herşeyde bir hayır vardı, doğaçlama yapacak, cool olacaktım.Bütün aile ertesi gün bize gelecekti.Hazırlanmalıydım.

Episode 3:Welcome Home

İki tarafından da bakınca gülen paspasımıza ayaklar saatler geldikçe daha çok basıyordu.Sonunda gelmişti.Kolalar, rakılar, nar suları, kımızlar, lıkır lıkır içiliyor, balo eğlenceli geçiyordu.Saat 12'ye geldiğinde sihirli an gelip çatmıştı.Sazlarımızı alıp kapışacaktık.Bütün aile suskun, tedirgindi.Herkes olası bir hatada ne tepki vereceğini düşünüyordu.Derken başladı bildiği en iyi parçaları tıngırdatmaya.10 saniye geçmeden kaçırdı(telli çalgı çalıcıların kaçırdıkları anda bu gitarın akordu bozuk anlamına gelen mimiği burada paylaşamıyorum ancak buna ben de dahilimdir) ve hemen eli akord yapmaya gitti, debelenirken; -Mi versene -La Kalabalığın o sessiz baskısı onu terletmişti. -İdare eder heralde. Talihsizlikler ard arda geliyor ve üzülüyordu.Bense aslan sütüyle kımızı birbirine karıştırıyor, doyasıya eğleniyordum.Bak neler yapıyom gibisinden sürekli bana bakıyordu, bense kadeh kaldırıyordum.Meclis eleştrilere başlamıştı, Rapunzel'in saçları evin her tarafını sarıyordu, soluk almak güçleşti, en sonunda dayanamadı -So what can I do sometimes? Rezillik böyle bir şeydi, bense tekrar arka odalardan birine geçtim.Çalmama gerek kalmamıştı, televizyonu açtım.Queen konseri vardı. 'We're the Champions'.

Episode 4:Return Of The King: Fatih Terim

.