The moon don't move the tides to wash me clean.
Why do you always copy pasting?
And why so bald?
Been a long time bleeding
Your poor mind dies..
Show your back door,
And the gods look down
In anger of this poor child
Why so serious?
An why so cold?
Spent a long time smashing
Your bottom cries
Salı
Cuma
shy boy on the road part 1...

belkide bütün ergenlik kaprisinizin , bütün alengiri yüksek el kol hareketlerinizin,aile içi atarlarınızın bittiği andır , çekirdek ailenle birlikte güneşin batmaya yüz tuttuğu saatlerde kordon boyu yürümek.Evet, okurken bile irkildiğiniz bu olay başıma gelmiş bulunmakta efendim.Üzerinden bir hayli zaman geçmesine karşın bendeki yarattığı iz taze ve akışkan.Ailem tüm neşesiyle klasik cumartesi yürüyüşünü yaparken , bir dizi tesadüfler sonucu onlarla birlikte olma şansına erişmiş bulundum.Kordona nerden giriş yaptığımızda ayrı bir macera!O 1 dakikada yaşadığıım duygu fırtınasının kitabını yazsam epey bir ağaç israfı meydana gelebilir.Kordona alsancakın en mayhoş,en kokuşkan,en genç,en bornova anadolu lisesi,en parmak arası terlik ve en havalı sokaklarından birinden giriş yaptık.(ismi lazım değil)Sokağın başında babam elini beline koydu ve çay kahve içilecek bir yer aradı , ben mümkün olduğunca kambur ve kısık bir sesle ''baba saçmalama,yürüyelim napacaz burda'' dedim ve babamın arayışını bir süreliğine sona erdirdim.Yürümeye başladık ''j'' harfi tarzındaki sokaktan gençlerin kahkaları eşliğiyle sokakta ilerlemeye koyulduk.Ancak bu esnada kafamı kaldırıpta kim var kim yok diye bakma fırsatı bulamadım.Hemen telefonumu çıkardım , mesaj bölümüne girdim , gelen kutusuna 3 kere girip çıktım , taslaklara baktım , birşeyler yazıyormuş gibi yaptım ve artık arsız gençlerin nargile dumanını yüzüme hüflemeye başlamasıyla birlikte pes 2009 oyununu açtım , kendimi gerçekten oyalamak için.Dünya yüzeyinden silindiğim ve hayal meyal hatırladığım o sokaktan geçişimiz bittikten sonra , az da olsa insana benzeyen kordona çıktık.Ancak kafamı kaldırmam başımdan aşşağıya kaynar yağmur damlalarının inmesine yetti de arttı.Bütün yaşıtlarım oradaydı!Evet,hepsi...
yazarken yoruldum o yüzden pek detaylandırmadım, daha sonra yazacağım bir yazıda kordondaki bu umarsız yürüyüşü adım be adım betimlemeyi düşünüyorum.
Diş Hekimleri Gününüzü
Kutlarım.Onlar belki grev yapmayacak, gelecek nesli yükseltmeyecek, size birşeyler ezberletmeyecek, öpüşmenizi garanti etmeyecek, sizden çiçek istemeyecekler ama dişlerinizin pırıl pırıl ve sağlıklı görünmesini sağlayacak, sizi öyle mutlu edecekler.
22 Kasım
22 Kasım
Perşembe
Hayatın Dokunmatik Yüzü
Ipod Touch'da bir program var, kullanıcı bayanın aylık sorununu ne zaman yaşayacağını gösteriyor.Mantıklı olan o bayanın değil, erkek arkadaşının o dalgaya sahip olması.
Smash That SCANNER
hani bazen kendine güvenemeyip yorum yazamazsın ya altına, oradaki 'like' onun için var!Amınakoyayım.
Cuma
Cumhuriyet Rüyası
Yarı çıplak vücudum, ağzımda barındırdığım penam ve güzel beyaz gitarımla '5 parasız' pozumdan sonraki o derin uykumdan bahsedeceğim meraklı bakışlara itafen.Sefil ve aç bir şekilde amfimle sokaklara döküldüğüm yıllardı.Beni gören saçı sakalı birbirine karışmış, ama lacoste parfüm kokan, üstü çıplak ama altında Diesel kotlu, mükemmel gitarı ama 3 liralık kılıflı halime acır, para atardı.Hepsinden zengin olmam bu fantezimi değiştiremezdi.O bol alkollü gecelerden bir gece, bir klüpte olay çıkardıktan sonra güvenlik görevlisi tarafından hırpalanışım, beni o rüyaya sürükledi.
Continuum çalan bir defilede buldum kendimi.Çok değişmiştim, böyle biri değildim aslında.Herkes bana, ben aynaya bakıyordum.Mükemmel vücudumla sıranın bana gelmesini bekliyordum.Bir türlü gelmiyordu, sıranın neden bana gelmediğimi utandığım için soramamak beni deli ediyordu.O sırada bir manken arkadaşın, alışveriş sepetinin üzerinde ayakta dururken biri tarafından iktirilip, düşürüldüğünü duydum diğerlerinden.Kurtarmak istiyordum onu o durumdan.Koşarken podyuma çıktığımda ayağıma dolanmış olan makrofonun kablosunun bir seyircinin boynuna dolanmış olduğunu gördüğümde boğulup ölmüştü.Ben de yere kapaklanmıştım.Kalkıp yan stüdyodaki boks maçına kaçtım.Sürekli ellerinde cüzdan olan insanlar gördüm.Burnumun Chuck Norris tarafından kırıldığını anlatmaya çalışıyorlardı bana.'Tamam lan!' dedim ve ringde buldum kendimi.Çatıdan yağmur sesleri geliyordu.Sürekli ıslanıp ıslanmadığımı anlamak için elimi vücudumda gezdirmeye çalışıyordum, her defasında da eldivenim olduğu için birşey hissetmiyordum.Etrafımdaki herkes yüzünü bana çevirip uzaklaştı ve rakibim(oradaki en güçlü zencilerden) beyaz kukuletalı biriyle konuşuyordu.Beyaz kukuleta aniden uçmaya başladı ve elindeki hançerle rakibimi öldürdü.Yüzünü göremiyordum.Oradan hemen uzaklaşıp bir iddia bayiine girdim.Göztepe maçına oynadığımı gören bir ağabey bana hemen tavsiyelerde bulundu, o maça oynamadım.Canım çok sıkılmıştı, okula gitmeliydim.Yağmur çok yağıyordu ve servis gelmiyordu.Arkadaki telefon klubesinden çıkan şemsiyeli bir bey bana 'taksiyle gitmeyeceksen gitme, servisi kaçırdın' dedi.'Nerden biliyorsunuz?' diye sorduğumda Ben Murat Kazanasmaz'ım, Türkiye'deki trafik bana sorulur, güven bana' dedi.'Desperate Houseman' evine yürürken, karşısına bir arkadaşı çıktı.'Dağlarda arabayla gezmeliyim, seninle konuşamam' dedi ve gitti.Yağmur damlalarının o an için şemsiyenin altında kesildiğini hissetmek bile güzeldi, taksi durağına vardığımda taksicinin beni boks elivenli, sırılsıklam halimi görüp küfrü basmasıyla birlikte arabaya bindim.Erdoğan'ın otoyol açılışını yaptığı yere gittik.'Taksimetredeki ücreti ödememen için bu açılışa engel olmalısın!' dedi biraz önce aslan kesilen şöför.'Bu açılışa izin verirsen Cumhuriyet elden gidecek!' diye haykırınca dayanamadım.Otobüsün üstünden şöförüne 'sağ-sol' yaptırıyordu.Erdoğan'ın amfiye bağlı mikrofonunu çıkarıp, yanımda önceden taşımış olduğum mikrofonu taktım.Milimetrik hesaplarla otobüsün yerini değiştiren o müthiş adam gitmiş yerine sesi daha düzgün biri gelmişti.'Çok hızlı sola git!' diye bağırdım.Otobüs üstüme devrildi.
İşte o an gözlerimi açtığımda hırpalanmış bedenimle beraber üstüme atılmış bir gitarı gördüm.
Continuum çalan bir defilede buldum kendimi.Çok değişmiştim, böyle biri değildim aslında.Herkes bana, ben aynaya bakıyordum.Mükemmel vücudumla sıranın bana gelmesini bekliyordum.Bir türlü gelmiyordu, sıranın neden bana gelmediğimi utandığım için soramamak beni deli ediyordu.O sırada bir manken arkadaşın, alışveriş sepetinin üzerinde ayakta dururken biri tarafından iktirilip, düşürüldüğünü duydum diğerlerinden.Kurtarmak istiyordum onu o durumdan.Koşarken podyuma çıktığımda ayağıma dolanmış olan makrofonun kablosunun bir seyircinin boynuna dolanmış olduğunu gördüğümde boğulup ölmüştü.Ben de yere kapaklanmıştım.Kalkıp yan stüdyodaki boks maçına kaçtım.Sürekli ellerinde cüzdan olan insanlar gördüm.Burnumun Chuck Norris tarafından kırıldığını anlatmaya çalışıyorlardı bana.'Tamam lan!' dedim ve ringde buldum kendimi.Çatıdan yağmur sesleri geliyordu.Sürekli ıslanıp ıslanmadığımı anlamak için elimi vücudumda gezdirmeye çalışıyordum, her defasında da eldivenim olduğu için birşey hissetmiyordum.Etrafımdaki herkes yüzünü bana çevirip uzaklaştı ve rakibim(oradaki en güçlü zencilerden) beyaz kukuletalı biriyle konuşuyordu.Beyaz kukuleta aniden uçmaya başladı ve elindeki hançerle rakibimi öldürdü.Yüzünü göremiyordum.Oradan hemen uzaklaşıp bir iddia bayiine girdim.Göztepe maçına oynadığımı gören bir ağabey bana hemen tavsiyelerde bulundu, o maça oynamadım.Canım çok sıkılmıştı, okula gitmeliydim.Yağmur çok yağıyordu ve servis gelmiyordu.Arkadaki telefon klubesinden çıkan şemsiyeli bir bey bana 'taksiyle gitmeyeceksen gitme, servisi kaçırdın' dedi.'Nerden biliyorsunuz?' diye sorduğumda Ben Murat Kazanasmaz'ım, Türkiye'deki trafik bana sorulur, güven bana' dedi.'Desperate Houseman' evine yürürken, karşısına bir arkadaşı çıktı.'Dağlarda arabayla gezmeliyim, seninle konuşamam' dedi ve gitti.Yağmur damlalarının o an için şemsiyenin altında kesildiğini hissetmek bile güzeldi, taksi durağına vardığımda taksicinin beni boks elivenli, sırılsıklam halimi görüp küfrü basmasıyla birlikte arabaya bindim.Erdoğan'ın otoyol açılışını yaptığı yere gittik.'Taksimetredeki ücreti ödememen için bu açılışa engel olmalısın!' dedi biraz önce aslan kesilen şöför.'Bu açılışa izin verirsen Cumhuriyet elden gidecek!' diye haykırınca dayanamadım.Otobüsün üstünden şöförüne 'sağ-sol' yaptırıyordu.Erdoğan'ın amfiye bağlı mikrofonunu çıkarıp, yanımda önceden taşımış olduğum mikrofonu taktım.Milimetrik hesaplarla otobüsün yerini değiştiren o müthiş adam gitmiş yerine sesi daha düzgün biri gelmişti.'Çok hızlı sola git!' diye bağırdım.Otobüs üstüme devrildi.
İşte o an gözlerimi açtığımda hırpalanmış bedenimle beraber üstüme atılmış bir gitarı gördüm.
körfezin yolları taştan , yarim gel çıkar beni baştan...

Güneş öleli çok olmuş , bir kaç haylaz genç ve onların daha çocuk doğurmamış anne ve babaları var sokaklarda ellerinde siyah diktörtgen çantalarıyla...Tükürüklü,kusmuklu afedersiniz ama sıçmıklı çimenlerde adeta sek sek oynayarak ilerliyorum kutudan farksız olmayan iddasız mimarisiyle alsancak iskeleye.Sağımda ve solumda öbek öbek Man In Black ler var ; bakıyorum , utanıyorum çeviriyorum kafamı devam ediyorum , onları akdenizin akşamlarıyla başbaşa bırakıyorum ama yinede içimdeki siz ''egedesiniz ulan zibidiler'' diye bağırma emelini bir başka bahara saklıyorum.Bir l toprağa , bir çimlere , bir çakıl taşlarına, bir taşlara basarak sürdürdüğüm yolculuk önünde bağıra bağıra gülüşüp vedalaşan gençler olan alsancak iskelenin ayna görevi gören camına bakmamla son buluyor.Üstünde ''pelikanlar körfezde...'' yazan kenkartımı çıkartıyor ve o tanıdık bülbül tonundaki onaylama sesini duyuyorum ve bindik bir alamete gedeyoz kıyamete diye bağıran topluluğun arasına karışıyorum. Benim yaş grubuma en uzak kişilerin bulunduğu köşede bir yer kapıyor ve ayakta oturuyorum . Burada huzuru buldum , etliye sütlüye karışmayan insanlar var her yanımda.Dirseğimi yiyen bir çocuk , CHP'ye oy verecek kısa saçlı bir teyze , gençliğinde seksten yalama olmuş bitkin vücuduyla ayakta dahi duramayan yaşlı bir amca ve kızını erkeklerden korumanın mutluluğuyla allaha içinden dua eden bir yobaz.Sabırsızca kıpırdaşan Türk Topluluğu sanki gaipten biri ''Duydunuz Zilin Sesini !'' demiş gibi birden heyecanlarının son noktalarına ulaşıyorlar ve o anki yaşama amaçları olan ''Cereyan Almayan Sıcacık Bir Koltukta Oturma'' hayallerini gerçekleştirmek için fırlıyorlar.Ben ise arkada durup sırıtarak bakıyorum kalabalığa , ulan diyorum , ulan hepiniz evinize gidiyorsunuz , bir bok varmış gibi acele ediyorsunuz , ben diyorum , ben ise hayatımın macerasını yaşamaya . Son bir kez kafamı yetişkinlerin ''ah sizi afacan gençler '' sallamasıyla salladıktan sonra . Bende koyuluyorum vapur yoluna...
Pazar
Domuzlar Türk Olsun, Gıdalar Dürüm Olsun derken halk Münevver Karabulut davasını tartışıyor.Cem Garipoğlu Açılımı tartışmalara yol açıyor.Yunanistan Tuğçe Kazaz'ı geri istiyor, Ermeniler soykırımı kabul etmezsek baklavayı kendilerinin bulduklarını savunacaklarını söyleyerek Türkiye'yi tehdit ediyor.Erdoğan kafasındaki yaratmış olduğu 3 çocuklu standart ailelere dönerek 3 çocuktan biri domuz gribi olacak diyor, sonra kendisine dönerek standartların üstündeki ailesi(4 çocuklu) için benim çocuklarım Amerika'da o yüzden olamayacaklar, bu yüzden ben de olamayacağım! diyor.Amerika-i açılım süreci başlıyor, 6. filo defoluyor.Geni değiştirilmiş Alman denizatlıları Amerikan gemilerini bombalıyor, Amerika Irak savaşına girer gibi oluyor, çekiliyor.Senin kafan bana giriyor, Diary of A Sex Addict izliyoruz, ardından olan oluyor.
Cuma
Katatonia - In Death, A Song

Bir adam yatıyor simsiyah bir evde.Ev 2 odalı ; mutfak ve yatak odası . Gecenin ilerleyen saatleri olmasına karşın adam küçücük penceresinden sızan koyu lacivert ışıkları izliyor , yarı uykulu halde . Pek tatmin edici bir gün geçirmemiş anlaşılan . Siyah perdesinden sızan ışıkların rengi koyulaştıkca adam sıkılıyor ve yavaş yavaş göz kapakları ağırlaşıyor. Aniden yukarı kattan hiç görmediği komşularından kahkaha sesi geliyor . Adam üzülüyor ; ben mutsuzum diğer insanlar neden mutlu diyor ve surat ifadesi şu şekili alıyor :( . Adam mp3 playerını yatağının üstünde karış karış alıyor bulamıyor , yukarıdan gülme sesleri artarak devam ediyor , ellerini kendi vücudunda ve ceblerinde gezdiriyor , yukarı kattan kadın sesleri gelmeye başlıyor , kadın sesleri tüm erotizmiyle dalgalanırken adamın kulağında , adam elini yanlışlıkla uzun süredir kullanım dışı olan penisine götürüyor . Ve fotoğraf makinesinin flaşı kadar kısa bir süreliğine gözünün önünde bütün cazibesiyle önünde domalan bir kız görüyor. Adam kendini kontrol edemiyor ve bu ereksiyon halinden kurtulmak için mutfağa gidiyor. Lavabonun tam karşısında simsiyah bir ayna var , aynaya bakarak yüzünü yıkıyor . Hayal meyal gözüken yüzü adama eski günlerini hatırlatıyor ve yine bir efkar dalgası kaplıyor bütün bedenini. Yüz yıkamasını bitirdikten sonra dolabına doğru yol alıyor yalnızlığını bira ile paylaşmak için, ancak sonra bankoda gördüğü nkafe 3ü bir aradaya gözü takılıyor ve gecenin 4'ünde müzik ve sigarası eşliğinde şehrin ölü ışııklarına bakarak kahve içmeye karar veriyor . Aynı klişelerle yaklaşık 5 yıl geçirmiş arkadaşımıza artık depresif üniversiteli haleti ruhiyesi sıkıcı gelmeye başlıyor. Kahvesini hazırlarken 3 tane sigara içiyor ve her nefesinde gençliğinde yasak yasak içtiği keyifli sigaraları anımsıyor . Sonra o sigaralaarı içtiği günlerdeki anılar bir bir aklında netleşmeye başlıyor. Bir umut ve mutluluk dalgası bütün mutfağa doğru geliyor . Adam burnunu tıkıyor ve dalganın önüne kendini bırakıveriyor , dalga geldikten sonra denizde kendi etrafında döndürsün diye. Dalga geliyor , döndürüyor , gidiyor . Her yerine tuz kaçıyor ve acıtıyor . O tatlı acıyı hatırlıyor ve ister istemez günler sonra bir tebessüm hamlesi sergiliyor. O andan sonra hayata daha olumlu bakmaya karar veriyor . Mp3 playerında çalan şarkıyı değiştiriyor. Perdeyi açıyor , kafasını çıkarıyor ve bağırıyor. Kahvesini apartmandan aşağıya attıktan sonra , soyut başlayıp somut devam eden hikayesine yeni bir başlangıç yapmaya karar veriyor. Anathatarını alıyor , kapıyı kapatıyor ve üst kata çıkıyor. Kapıyı uzun vurmalar sonucu , samimiler samimisi bir genç açıyor . Elinde şişe ağzında kahkahayla davet ediyor , Erkek Polyana giriyor ve etrafındaki ışıklı , müzikli , kızlı dünyaya bir bakıyor . Herşey istemekle oluyormuş diyor ve gencin elindeki şişeyi alıp fondipliyor. Kızların gülüşmesi bu sefer elemana doğru ...
Devamı Yarına... parçadaki bütün iniş ve çıkışlarım üstteki şarkının yüzündendir , deneysel bir öykü denemesi , bir cümnle bir cümleyi tutmuyor ancak hepside yazlıkta şuursuzca gezinen okaliptüs yaprağı kokuyor
Bu, Senin Araban mı?
Perşembe
Çocuksu Erotizm
Şöyle güzel gözlerine bakayım bi
Al yanaktan, bal dudaktan
Şöyle dur karşımda bakayım iki
Millet yabaan, sen yaban
Şöyle saçını tara ki ;
Çıksın o Monalisai yüzün.
Gülümse bahar açan çiçeklere
Mor menekşe, altın kolye.
İki satırımı hor görme;
Ben şiir bilmem,
Öyle yazarıım, dururum
Bilmem ki nedir bu?
Bardak mı urla mı tuttuğum?
Yer:Ziya Gökalp Kültür Sanat Merkezi
Tarih:24 Kasım
Ne var?:Şiir Dinletisi
Niçin Geleyim?:Şiirlerin Arkasında Olacağım Bebeğim
Çitti geliyim mi lan?:Sen Bilcen
Al yanaktan, bal dudaktan
Şöyle dur karşımda bakayım iki
Millet yabaan, sen yaban
Şöyle saçını tara ki ;
Çıksın o Monalisai yüzün.
Gülümse bahar açan çiçeklere
Mor menekşe, altın kolye.
İki satırımı hor görme;
Ben şiir bilmem,
Öyle yazarıım, dururum
Bilmem ki nedir bu?
Bardak mı urla mı tuttuğum?
Yer:Ziya Gökalp Kültür Sanat Merkezi
Tarih:24 Kasım
Ne var?:Şiir Dinletisi
Niçin Geleyim?:Şiirlerin Arkasında Olacağım Bebeğim
Çitti geliyim mi lan?:Sen Bilcen
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


