Eğer bir okul sabahı, erkence kalkıp, sahilde iyice bir yürüyüp, eve geldiğimde de Sabah Gazetesi'nin arka planı tamamen beyaz, maket oyuncak müjdesi veren bir reklamını görürsem benim o hayatımdaki en güzel günlerden biri olur.
Bu kadar kolay aslında bir insan için en iyi günlerden biri olmak.Çok kolay günün işi, memur gibi.Yapması gereken tek zor denilebilecek iş, Güneş'in saat kaçta doğup kaçta batacağını hesaplamak.Ondan sonrası zaten hemen geçiveriyor.Ancak gün, devletine nadiren de olsa süprizler yapabiliyor.
Okul sendromu yaşayan çocuklar rolündeydim o gece.Yatmadan az önce arkadaşlarımı düşündüm, ilk gün herkesin okula nasıl 'Aslında ben buyum!' şeklinde gideceklerini düşündüm.Okul açılmadan önce; tam da o ilk gün için önceden msnde 'Özledim :S' şeklinde konuşulan msn furyası başıma 120 metronomda 8lik iki notayla vurdu.Kardeşim haylaz bir jazzcı havasıyla o flütünü öttürmüştü.'UYUYOZ LAN!' diye bağıracak olursam hem yan odadaki annemlerin tepkisini alacak, hem de kardeşimin yanıma gelip daha çok tüttürmesini sağlayacaktım.Kibarca odasına girdiğimde mimiklerimden korkmuş olacak ki, sustu.Hayallerime kaldığım yerden devam etmek isterken uyumuşum.
Uyandığımda sabah 7'ydi.Neden bu kadar erken kalktığımı sorgulamaya başlayacağım ki ağzımdan 'Bayram?', 'Lan?', 'Barış Manço?' 'Tebrik', 'Belhüdar?', 'Namaz mı?' gibi sorular döküldü.Evet hepsi soruydu.Ağzımın beynimden daha önce çalışmasına şaşırdım.Yeni doğmuş bir Ahmet Çakar'a benziyordum.Salona girdiğimde babam dışarıyı kaşlarını çatmış, çok ciddi bir şekilde izliyordu.Benim geldiğimi duyunca 'Bir terslik var.Saat 7 hava hala karanlık.' dedi.Kafamda hala birçok soru dolaşıyorken sadece şunu dedim:
-Arap farkı, Güneş'e güvenmeyip Ay'a göre takvim yapmışlar.
-Fff, dur bakalım belki doğar, böyle giderse namaza nasıl gideriz?
Duyularımı okşayan koltuklardan birine kıvrıldım.Televizyonu açınca karşıma sayın Tayyip'in mütiş çıkıışlarından birini yaparken yakladım- o beni yakaladı.Korkuyor insan.
'Güneş yoksa, biz, miletimize ampülümüzü yakarız ampülümüzü!Üniter yapımız üzerinden bu tip spekülasyonları organize edenlere obstikal olmamamız mümkün değil!Bakın!Bu hükümet iktidara geldiğinden beri Güneş hep doğuyor! Şimdi de doğacak, milletimiz bayramı kutlayacak, Venüs kıl payı geçecek!
Bilincime yeni kavuştuğum zaman babamın zaten 13 saniyedir açık olan yayını 'Hah!Aç bakayım!' dediğini hatırladım.Diğer bütün kanallarda aynı konu konuşuluyordu, Show Haber'in Cem Garipoğlu'yla ilgili haberleri dışında.Güneş'in doğmamasını ilk yadırgasam da sonra kafama yattı.Hoşuma gitti.
-Peki yörüngeden mi çıktık nasıl ya?
-Bilmiyorum ki.
-Kutuplarda durum nasıl peki?Belki oraları gündüzdür?
-
Babamın ikinci kez beni böyle yarı yolda bırakması hoşuma gitmedi.Ben de odama gittim.Arkadaşlarıma hoş mesajlar attım.Bayram olmasını umarak.Olmuyordu.O karanlıkta anneannemlerin evine gittik.El öpmeler, 'harçlık'(para) vermeler, hoş sohbetler, yerini çatık kaşlarla konuşulan; 'hükümet', 'bilim', 'din', 'dinin bilimdeki yeri', 'olayın Kur'an'daki yeri', 'Apollo', 'kriz' konularına bırakmıştı.Para(harçlık) alamamamın üzüntüsü, hava karanlıkken yenen öğle yemeğinin zevkini geçemeyecekti.
Çok soğuktu hava.8 dereceye kadar inmişti, inecekti.D.B'ye gittim.Saçı başı dağılmış, davul baskılı tişörtüyle açtı bana kapıyı.
-Ağbi buldum ağbi! yaptı.
-Neyi buldun?Kurtulacak mıyız?
-Teknik olarak evet ama, birilerinin canı yanacak.
-İşler tuhaflaşmaya başladı, kimlerin yanacak?
Herşeyi açıkladı, ayrıntısıyla.Proje yarışmasında onu Ege 1.si yapan robotu sayesinde sadece kendisi için büyük değil, Dünya için de büyük bir adım atmış olacaktı.Alçak basınçla yüksek basıncı yer değiştirtip suni bir rüzgar yapıp onun itme kuvvetiyle ışık hızının 10da birine denk gelip plazma enerjisi.. evet anlamamıştım.Ama çok mantıklı gelmişti.Canı yananlar listesinde dikkatimi çeken; Cenk Eren, Kerry King, Gary Becker, Derya Baykal, Paris Hilton, Kıvanç Tatlıtuğ, Kate Bosworth, gibi isimler vardı.Robotu, çember biçimde kestiği çimlerin tam ortasına koydu ve kırmızı düğmeye bastı.Herşey şaşırtıcı bir şekilde düzeldi.Dünya'nın kaderini o ve onun robotu değiştirmişti.İnsanlar bu deneyden haberdar değildi tabi, borsa bir anda yükseldi, kuşlar ötmeye başladı, keresteciler işlerine döndüler, denizin ayağı değdiği en derin yerinde sigara içenler sigaralarını söndürdü.Halk bayramını kutladı.Ancak bir şey değişmişti ki, bir kesimde derin bir yara bıraktı.Ev kadınları artık, artık şeylerden yeni eşyalar, güneş enerjisiyle çalışan ve bize hiçbir yararı olmayan 'zımbırtı'ları yapmalarına yardım eden programlarını yitirmişlerdi.
Güneş'in bu anlamsız sürprizini torunu torbasıyla kutlayanlardan olmadım.Olay sona erdikten sonra sahile çıkıp 'Still Day Beneath The Sun' dinleyerek iyice yürüdüm..
Cumartesi
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
