Babamın; Dünya'nın en etkili fakat güne son derece kötü başlatan uyandırma sistemine karşı olduğum için odamdaki o sivrisineğe güveniyordum.'Sensörsüz'ün birbirinden güncel domuz konuları arasında kaybolurken kalbimin daha yavaş atışını ve cenin pozisyonuna geçişimi bir ebeveyn olarak görmek isterdim.Yarın güzel bir gün olacaktı!
Tahmin ettiğim gibi o sivrisineğin vızıltısıyla uyandım.Kendince B negatif kanımdan yararlanmakta haklıydı.'Günaydın!' dedim ona.Babama karşı olan zaferimi bu şekilde kutlamak beni daha da zinde tuttu.Okul servisimi beklediğim yere gittim.Arzu Pide.Sevgili servis şöförümü gözümün önüne getirerek daha da mutlu oluyordum.5 dakika sonra ipodçalarımda Paul'u seyrettim.Paul diyorum çünkü arkadaş gibi olduk onunla.Sürekli konuşuyoruz, siyasetten şarap zevklerimize kadar.Okulumuzda gömlek yasak olmasına rağmen gömlekliydim.12. dakikaya girerken o güler yüzlü şöför gidiyor, yerine hafif kurnaz biraz sinirli bir adam alıyordu.O sırada karşıdan arkadaşıma benzer birini gördüm.'Walking down the street' tabirine çok güzel uyuyordu.17. dakikada alnımdan soğuk terler geliyordu.'Yagelmeseydi?'Geldi.Bindim.
Resmiyetin güzel bir şey olduğuna inanan servis şöförümüzün uzattığı; kırtasiyeden alındığı gibi bize sunulan o mektubu aldım.'Para!' istiyordu.'Sabah sabah'ın ve servisin yine geç kalmasından dolayı getirdiği eleştirel, nitelikli ve seviyeli esprilerden nasibimi almıştım.En arka orta koltukta oturuyordum.Sol önden okulumuza yeni başlayan arkadaşımız önüne dönük otursa da her an iki arkadaşımın konuşmalarına sadece kendi güleceği esp-komikliklerle katılacaktı.5 saniye sonra da katıldı zaten.Davetsiz misafir olarak karşılanmamak için çabalarken oluşmuştu yüzündeki çizgiler.Diğer yeni gelen çocuk ANKARA'lıydı.İzmir'in sosyokültürel ve metropolitan paradokslarını barındırıyordu yüzünde ve o taranmış saçlarında.Elinde Uykusuz, Ankara'yla İzmir'i yine bir yönden kıyaslıyordu.Kıyaslama bittiğinde başka bir arkadaş bindi.Elimde Ankaralı bir Uykusuz, yanımda da ilk dersi için ödev yetiştirmekte olan bir ÖSS öğrencisi vardı artık.Sonra iki kişi oldular.Ödevi yaparken; 'Oğlum bu nasıl soru lan?xS xP' demeyi unutmuyor bir yandan okulumuza yeni gelmiş arkadaşlara 'Keşke ben de ezik olsaydım sizin gibi, lise 1 olsaydım keşke..' tatlılıkla bulaşıp şimdi bu ödevi yapmazsa hocanın ona neler yapacağını anlatıyor, oradan da hocalar hakkında gırgır şamata muhabbetine giriyordu.Fırat ve Umut Bey bitiyordu, ödev bitmiyordu.Bitti.Okula geldik.Gömlekli öğrencileri 3 metreden bile görebilen radar gözleriyle müdür yardımcıları okul kapısının önünde bekliyorlardı.Bu riski göze alamazdım.Okulun arkasını dolaştım.Başkanlık seçimlerindeki rakip partiye aday öğrencilerin yoğun olduğu sınıfa girmişim pencereden.'sabah sabah' dayağımı yerken cin müdür yardımcılarımızdan biri içeri girdi.'Günaydın!'.
Salı
Pazar
pek iyi ifade edilememiş bir orgazm...

işaret parmağıyla yüzük parmağı arasında iki parmağı birbirine bağlayan bir sıvı var;yapışkan ve dertli...o ana kadar hayatının yüzde 80'ini kaplayan karşı cinse en ufak bir ilgi veya alakası kalmamış . ''aa! onlarda insanmış , hiç bu açıdan bakmamıştım '' diyor kendi kendine . bu düşünceyi haftada 5-6 kez tekrar etmiş olsa bile. cilt cilt fotoğraflarına bakıyor insanların , ne kadar saçma diyor . ne kadar saçma bir erkeğin bir kızı öpmesi! ''gaymisiniz ulan'' diye bağırmak istiyor fakat komşu engeline takılıp içine atıyor bu ani çıkışını . dakikalar ilerledikçe bu misantropik düşüncelerin yerini kalça ve bacaklar alıyor . yavaş yavaş eskiye dönmeye başlıyor , pişman oluyor düşündüklerinden . keşke msnden çıkmayıpta 2-3 kızla konuşsaydım diyor . mutfağa gidip suyunu içiyor ve düşünüyor ; kızlar olmasaydı napardık be bilader...buram buram sperm kokan odasına giriiş yapınca yaşadığı eğlenceli günlerin msn başında geçen geceleri geliyor ve neşeleniyor . hüzünle karışık bir mutluluk bu , en yakın dostunun kokusu eşliğinde tatlı ve tuzlu anılarını bir bir aklından geçiriyor . kendini öpmeye başlıyor , herşey ona güzel geliyor . şöyle keyifli bir şarkı açıyor , gece geç olsada bir iki arkadaşıyla muhabbet etmek için facebooka giriyor . ve onu görüyor , arkadaşlık isteği kabul edilmiş!
benim için küçük ama dünya için çok büyük bir adım diyor ve istemeden masaya vuruyor sevinçle . neskafe 3ü biraradasının çekici kokusuna kapılıyor ve dilini haşlaya haşlaya bardağı 10 sn de bitiriyor . gitarını çıkarıyor , akdeniz akşamları tınısında sarhoş müzikleri cızırdatıyor . sonra düşünüyor ,
YÜZÜK PARMAĞIMIN OLMASI GEREKTİĞİ YERDE NEDEN SPERM VAR?
ve elini yıkıyor , sperm akıp gidiyor anıları ve vücuttan aldıklarıyla...
Cuma
Lifestyle Dergisi
Hayatı belli şeyler üzerinde oturttun mu oluyor üstadım.Mesela bir felsefeyi çok pis benimseyeceksin, insanlarla konuşurken 'asıl anlatmak istediğim şu;' veya 'bütün olaylar bunun çevresinde gelişiyor' şeklinde bir izlenim vereceksin.Hep o konu hakkında konuşacaksın, olabiliyor yani.
Bir arkadaşım konfüçyüsçüyüm da konfüçyüsçüyüm diye geziniyor.Din öğretmenimiz, o felsefe hakkında yorumunu yaptığında(dinden saymadı), kötü sözler, el hareketleri havada uçtu.Tartışma yaşandı diyelim.Hani nerde kaldı senin şimdi büyüklerine saygın?Nerde kaldı sadakatın, kibarlığın?Bu kadarmış demek ki konfüçyüsçülüğün.
Gelgelelim böyle entel felsefelerden; seks, nargile, alkol, çevre (yapmak) gibi çok basit amaçlı yaşam stilleri de var.Daha sonra bunlara kariyer de eklenebiliyor.
Ancak öyle bir felsefe var ki, hayatımı altüst eder, pijamamı bile sorgulatır.Kıbrıs Şehitleri'nde Kırçiçeği'nin karşısındaki o sarı tahtaya yapışkan oyuncak adamcıklar atıp '1milyon' diyen o insandan söz ediyorum.Görenler, onun yuvarlak gözlüklü, sırma saçlı, '1 milyon'ların vermiş olduğu yüz kırışıklığı, hippie duruşuyla o mesleği neden ve nasıl yaptığını, o '1 milyon' sesinin o bünyeden nasıl çıktığını, yatmadan önce bir kere düşünmüşlerdir.
Bir arkadaşım konfüçyüsçüyüm da konfüçyüsçüyüm diye geziniyor.Din öğretmenimiz, o felsefe hakkında yorumunu yaptığında(dinden saymadı), kötü sözler, el hareketleri havada uçtu.Tartışma yaşandı diyelim.Hani nerde kaldı senin şimdi büyüklerine saygın?Nerde kaldı sadakatın, kibarlığın?Bu kadarmış demek ki konfüçyüsçülüğün.
Gelgelelim böyle entel felsefelerden; seks, nargile, alkol, çevre (yapmak) gibi çok basit amaçlı yaşam stilleri de var.Daha sonra bunlara kariyer de eklenebiliyor.
Ancak öyle bir felsefe var ki, hayatımı altüst eder, pijamamı bile sorgulatır.Kıbrıs Şehitleri'nde Kırçiçeği'nin karşısındaki o sarı tahtaya yapışkan oyuncak adamcıklar atıp '1milyon' diyen o insandan söz ediyorum.Görenler, onun yuvarlak gözlüklü, sırma saçlı, '1 milyon'ların vermiş olduğu yüz kırışıklığı, hippie duruşuyla o mesleği neden ve nasıl yaptığını, o '1 milyon' sesinin o bünyeden nasıl çıktığını, yatmadan önce bir kere düşünmüşlerdir.
Perşembe
Boş
Eğer bir gün; bir gün kameram olursa, kesinlikle bir beyaz eşya reklamı çekerim.Ağlarsın.Hatta your funny valentine'ınla izlersin, ardından seks.
Duygusal bir beyaz eşya reklamı olur mu?demeyin.Oluyor.Hatta insanlar, oyun havalı bir şampuan reklamına da hazır olmalı.Anadölu'nun bir köyünde davullu zurnalı, güle oynaya duş alındığını düşün.Bana belki hayalperest diyorsun, 'but I'm not the only one.'Ancak bunu gerçekten hayal ettiğinde beynin büyük bir çıkmaza son verecek, hayata daha sıkı sarılacaksın.Çünkü köyün geniş düzlüğünde küvetleri nasıl ve ne şekilde yerleştireceklerini, oraya suyu nasıl getireceklerini, kimin çıplak, kimin yarı çıplak, kimin güle oynaya saçını yıkadığını, kimin zurna, kimin davul çaldığını, hatta düşünce yapısının nasıl değişip, köyün çıplaklar kampına döndüğünü düşünmüş olacaksın ki, bu büyük bir adım beynin için.
'Eşimle' bebek beklediğimiz günlerde onu rahat ettirmek için ters çevirilmiş bir buzdolabı aldığım zaman ilişkimizin gücü 5se 7 olur bence.Şahsen ben bebek beklesem ve bana böyle bir şey alınsa çok romantik bulurdum.Hem çok da tabii değil mi allahını severseniz.
Duygusal bir beyaz eşya reklamı olur mu?demeyin.Oluyor.Hatta insanlar, oyun havalı bir şampuan reklamına da hazır olmalı.Anadölu'nun bir köyünde davullu zurnalı, güle oynaya duş alındığını düşün.Bana belki hayalperest diyorsun, 'but I'm not the only one.'Ancak bunu gerçekten hayal ettiğinde beynin büyük bir çıkmaza son verecek, hayata daha sıkı sarılacaksın.Çünkü köyün geniş düzlüğünde küvetleri nasıl ve ne şekilde yerleştireceklerini, oraya suyu nasıl getireceklerini, kimin çıplak, kimin yarı çıplak, kimin güle oynaya saçını yıkadığını, kimin zurna, kimin davul çaldığını, hatta düşünce yapısının nasıl değişip, köyün çıplaklar kampına döndüğünü düşünmüş olacaksın ki, bu büyük bir adım beynin için.
'Eşimle' bebek beklediğimiz günlerde onu rahat ettirmek için ters çevirilmiş bir buzdolabı aldığım zaman ilişkimizin gücü 5se 7 olur bence.Şahsen ben bebek beklesem ve bana böyle bir şey alınsa çok romantik bulurdum.Hem çok da tabii değil mi allahını severseniz.
Çarşamba
İzmir Şairleri
Boynunda duran bağlanmamış kravatı, aykırı saçı, düğmeleri iliklenmemiş beyaz gömleği, kumaş pantolonu, tek omuzda taşıdığı çantası ve converse ayakkabılarıyla koşturan şu çocuğa bakın hele.Kültür Park'a gidiyor olmalı!
aşık gibisin yine
bak şu koşan sefile,
kültür park düşlerinde
diyelim bir masa var önümde
elimde dee bardak,
oturmuş içiyorum,
bardak mı, urla mı tuttuğum?
sen onu bunu boşver,
biraverden haber ver
şimdiki gençler böyledir,
limonlu nargileler.
aşk şarabından da içmişsin,
içkileri karıştırmışsın,
ertesi gün bir de bakmışsın
izmirini yakmışsın
Cuma
Hayatın Diğer Yüzü
Deniz kıyısında, tenini tatlı ama bir o kadar da haylaz bir şekilde okşayan rüzgara sırtını çevirip, yanında duran o bıyıklı insana bakmak. %14 vol kokteylini yudumlarken trompetlerin cümlelerini dinlemek.So what?
Derya Baykal sucks,
Kanalizasyon kapağı plaklı, kargalı reklam.
Derya Baykal sucks,
Kanalizasyon kapağı plaklı, kargalı reklam.
Cumartesi
Everyday Heroes
Çılgın bilim adamları furyasını çıkaran kanal, son noktasını Extreme Loggers'la koydu bana göre.Genel olarak insanlar tarafından tutulmayan konuları 'çılgın' sıfatı altında bize sunan Discography Channel, yine bana göre Dünya'nın gerçekten en 'hiç de özelliği olmayan' işini bu şekilde sunuyor.Kötülemiyorum, çünkü öteki türlü yeterli ilgiyi uyandıramazlar.
Fragman, 'komik' tabirine uyuyor çünkü, adamların o hiç de özelliği olmayan işlerini yaparken nasıl da gururlandıklarını ve 12-13 yaşındaki genç kız adayları için yapılmış olan 'Hey hadi biraz eğlenelim!' hatta Gossip Girl'deki gibi 'Hadi biraz dedikodu yapalım;)' gibi havalı cümleler kurduklarını gösteriyor:
-Ya bu işi seversin ya da bir sonraki işinin kıymetini iyi bilirsin.
-Aha freestyle yaptı!Oh yeah man, oh yeah puanım sana 9 kanka! dedim içimden Ağustos'da bu fragmanı ilk gördüğümde.
Kapitalizmin sınırsız kaynak üzerine kurulu yapısını da, ağaç kesme işinin bu şekilde gururla, 'Lanet olsun adamım bu erkek işi!', 'Ailecek keresteciyiz lo' diye tanıtılmasını da son derece yanlış buluyorum.Bir fanatiğin, diğer takımın taraftarlarını öldürmesi gibi.Benim aile büyüklerim 'Ne iş gelir elinden?' diye sordukları zaman 'Çok pis ağaç keserim beyim' mi dicek?
Bir de bu programla birlikte 'Verminators' geldi.'Hadi bunda da hayvan haklarını savunuyorum de amınakoyayım' dersen, üzülürüm.32 insanda 3 görülen ender sinek avlama hobisi var bende.Bu yüzden de tam anlamıyla karşıtı değilim.Fare falan da avlıyorlar o ayrı, hiç sevmem öyle şeyleri, sadece sinek.
Son olarak, everyday heroes tabiri çok güzel bence.Bir devlet memurunun bile gününe zinde başlamasına neden olabilir.Yours fatih.. neyse yakşamlar.
Cuma
Bulaşık
Evet, aslında sadece bulaşıktan söz ediyorum ama ben daha fazlasını sunuyorum.Para.Elimi sıcak sudan soğuk suya değdirmeyecek, bana annem gibi bakacak birisini arıyorum bu öğrenci evinde.Şehir dışı yazarken bana mı sordun? demeyin.Şansınızı deneyin.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


