Cuma

baş ağrısı ve yarattığı paradokslar...


Baş ağrısının keyfini sürüyorum şu an eminim dünyada bu kadar karamsar bu kadar kış kokan bu kadar gece iskelede turlamak kokan bu kadar dışarıda sigara içerken donan kıç kokan bu kadar nefsinin donmasını izlemek kokan bir duygu yoktur.Kışı seviyorum ve beynimin biryerlerinde bu saydıklarımın hepsi güzel tecrübeler olarak birbirleriyle ilişki içinde ki her acı çektiğimde veya üzüldüğümde aslında mutlu oluyorum.Tabi bu durum duygu-durum bozuklukları denilen ve psikozun bir semptomu olan nörolojik bir rahatsızlıkla da ilişkilendirilebilir ama sanmıyorum.Kötü olarak nam salmış duygular benim hoşuma gider bu saydığım ilişkilendirme iç güdüsünden dolayı. Örneğin bacağımı biryere vurduğumda,o malum ayak parmağını kapı altına sıkıştırdığımda , bağırmamak için kendimi zor tuttuğum acılar yaşadığımda daima şunu düşünürüm ''ulan bütün gün kan,vahşet,erkeklik,yoket moket dinledin bi erkeklik yapta şu acının tadını çıkar'' ve o an düşündüğüm şarkının sert melodisini içimden geçiririm.Çok büyük bir acı olmadığı sürece bunu yaparım ve acım hafif geçtiği zaman korkaklık yapıp hayıflanmadığım için kendimle gurur duyarım.Başka bir kötü duyguyu ele alalım;örneğin üzüldüğümde daha doğrusu üzülmem gereken bir durum olduğunda şöyle düşnürüm '' aa tıpkı filmlerdeki gibi,ulan orhun hakkaten yaşıyosun kötü olsa da tadını çıkar bu gerçek duygunun'' ve ardından buruk bir gülümseme atarım aynaya.
Hatırladığınız gibi konuya başımın ağrıdığını size şikayet ederek girmiştim ancak bunun benim için kötü birşey olmadığını da söylemiştim . Bu konu hakkında örnekler de verdim fakat sebebini söylemedim. İşte can alıcı noktaya geldik , sizin ders çıkaracağınız ve benimde kendimi kanıtlayacağım o bölüme.Acı,hüzün gibi duygulardan benim hoşlanmam şu lafın beynime iyice oturması sonucu oldu ''Neden toplu bir yerde osurmazsın da odan da osurursun?Çünki sen insanların kendileri gibi olan insanlardan nefret ettiğini bilirsin.''Ne alaka diyecek olursanız onu bana değil Marko Paşa'ya anlatın.

There is no greater sorrow than to recall happiness in times of misery