Cumartesi

shy boy on the road...



belkide bütün ergenlik kaprisinizin , bütün alengiri yüksek el kol hareketlerinizin,aile içi atarlarınızın bittiği andır , çekirdek ailenle birlikte güneşin batmaya yüz tuttuğu saatlerde kordon boyu yürümek.Evet, okurken bile irkildiğiniz bu olay başıma gelmiş bulunmakta efendim.Üzerinden bir hayli zaman geçmesine karşın bendeki yarattığı iz taze ve akışkan.Ailem tüm neşesiyle klasik cumartesi yürüyüşünü yaparken , bir dizi tesadüfler sonucu onlarla birlikte olma şansına erişmiş bulundum.Kordona nerden giriş yaptığımızda ayrı bir macera!O 1 dakikada yaşadığıım duygu fırtınasının kitabını yazsam epey bir ağaç israfı meydana gelebilir.Kordona alsancakın en mayhoş,en kokuşkan,en genç,en bornova anadolu lisesi,en parmak arası terlik ve en havalı sokaklarından birinden giriş yaptık.(ismi lazım değil)Sokağın başında babam elini beline koydu ve çay kahve içilecek bir yer aradı , ben mümkün olduğunca kambur ve kısık bir sesle ''baba saçmalama,yürüyelim napacaz burda'' dedim ve babamın arayışını bir süreliğine sona erdirdim.Yürümeye başladık ''j'' harfi tarzındaki sokaktan gençlerin kahkaları eşliğiyle sokakta ilerlemeye koyulduk.Ancak bu esnada kafamı kaldırıpta kim var kim yok diye bakma fırsatı bulamadım.Hemen telefonumu çıkardım , mesaj bölümüne girdim , gelen kutusuna 3 kere girip çıktım , taslaklara baktım , birşeyler yazıyormuş gibi yaptım ve artık arsız gençlerin nargile dumanını yüzüme hüflemeye başlamasıyla birlikte pes 2009 oyununu açtım , kendimi gerçekten oyalamak için.Dünya yüzeyinden silindiğim ve hayal meyal hatırladığım o sokaktan geçişimiz bittikten sonra , az da olsa insana benzeyen kordona çıktık.Ancak kafamı kaldırmam başımdan aşşağıya kaynar yağmur damlalarının inmesine yetti de arttı.Bütün yaşıtlarım oradaydı!Evet,hepsi...


yazarken yoruldum o yüzden pek detaylandırmadım, daha sonra yazacağım bir yazıda kordondaki bu umarsız yürüyüşü adım be adım betimlemeyi düşünüyorum.

Arka Koltuktakiler

Babamın; Dünya'nın en etkili fakat güne son derece kötü başlatan uyandırma sistemine karşı olduğum için odamdaki o sivrisineğe güveniyordum.'Sensörsüz'ün birbirinden güncel domuz konuları arasında kaybolurken kalbimin daha yavaş atışını ve cenin pozisyonuna geçişimi bir ebeveyn olarak görmek isterdim.Yarın güzel bir gün olacaktı!


Tahmin ettiğim gibi o sivrisineğin vızıltısıyla uyandım.Kendince B negatif kanımdan yararlanmakta haklıydı.'Günaydın!' dedim ona.Babama karşı olan zaferimi bu şekilde kutlamak beni daha da zinde tuttu.Okul servisimi beklediğim yere gittim.Arzu Pide.Sevgili servis şöförümü gözümün önüne getirerek daha da mutlu oluyordum.5 dakika sonra ipodçalarımda Paul'u seyrettim.Paul diyorum çünkü arkadaş gibi olduk onunla.Sürekli konuşuyoruz, siyasetten şarap zevklerimize kadar.Okulumuzda gömlek yasak olmasına rağmen gömlekliydim.12. dakikaya girerken o güler yüzlü şöför gidiyor, yerine hafif kurnaz biraz sinirli bir adam alıyordu.O sırada karşıdan arkadaşıma benzer birini gördüm.'Walking down the street' tabirine çok güzel uyuyordu.17. dakikada alnımdan soğuk terler geliyordu.'Yagelmeseydi?'Geldi.Bindim.

Resmiyetin güzel bir şey olduğuna inanan servis şöförümüzün uzattığı; kırtasiyeden alındığı gibi bize sunulan o mektubu aldım.'Para!' istiyordu.'Sabah sabah'ın ve servisin yine geç kalmasından dolayı getirdiği eleştirel, nitelikli ve seviyeli esprilerden nasibimi almıştım.En arka orta koltukta oturuyordum.Sol önden okulumuza yeni başlayan arkadaşımız önüne dönük otursa da her an iki arkadaşımın konuşmalarına sadece kendi güleceği esp-komikliklerle katılacaktı.5 saniye sonra da katıldı zaten.Davetsiz misafir olarak karşılanmamak için çabalarken oluşmuştu yüzündeki çizgiler.Diğer yeni gelen çocuk ANKARA'lıydı.İzmir'in sosyokültürel ve metropolitan paradokslarını barındırıyordu yüzünde ve o taranmış saçlarında.Elinde Uykusuz, Ankara'yla İzmir'i yine bir yönden kıyaslıyordu.Kıyaslama bittiğinde başka bir arkadaş bindi.Elimde Ankaralı bir Uykusuz, yanımda da ilk dersi için ödev yetiştirmekte olan bir ÖSS öğrencisi vardı artık.Sonra iki kişi oldular.Ödevi yaparken; 'Oğlum bu nasıl soru lan?xS xP' demeyi unutmuyor bir yandan okulumuza yeni gelmiş arkadaşlara 'Keşke ben de ezik olsaydım sizin gibi, lise 1 olsaydım keşke..' tatlılıkla bulaşıp şimdi bu ödevi yapmazsa hocanın ona neler yapacağını anlatıyor, oradan da hocalar hakkında gırgır şamata muhabbetine giriyordu.Fırat ve Umut Bey bitiyordu, ödev bitmiyordu.Bitti.Okula geldik.Gömlekli öğrencileri 3 metreden bile görebilen radar gözleriyle müdür yardımcıları okul kapısının önünde bekliyorlardı.Bu riski göze alamazdım.Okulun arkasını dolaştım.Başkanlık seçimlerindeki rakip partiye aday öğrencilerin yoğun olduğu sınıfa girmişim pencereden.'sabah sabah' dayağımı yerken cin müdür yardımcılarımızdan biri içeri girdi.'Günaydın!'.