Çarşamba

Hayatın Acımasız Yüzü

Şengül ablanın yaptığı 'nugget'ları yediğim kadar çorap dikseydim, Derya Baykalla beraber program sunardım.

Cumartesi

İbrahim Tatlıtuğ

Bir de Kıvanç Tatlıtuğ'un 'Gerizekalı' deyişi var kısa bir satırla anlatılır.

sabahım gibi

Eğer bir okul sabahı, erkence kalkıp, sahilde iyice bir yürüyüp, eve geldiğimde de Sabah Gazetesi'nin arka planı tamamen beyaz, maket oyuncak müjdesi veren bir reklamını görürsem benim o hayatımdaki en güzel günlerden biri olur.

Bu kadar kolay aslında bir insan için en iyi günlerden biri olmak.Çok kolay günün işi, memur gibi.Yapması gereken tek zor denilebilecek iş, Güneş'in saat kaçta doğup kaçta batacağını hesaplamak.Ondan sonrası zaten hemen geçiveriyor.Ancak gün, devletine nadiren de olsa süprizler yapabiliyor.

Okul sendromu yaşayan çocuklar rolündeydim o gece.Yatmadan az önce arkadaşlarımı düşündüm, ilk gün herkesin okula nasıl 'Aslında ben buyum!' şeklinde gideceklerini düşündüm.Okul açılmadan önce; tam da o ilk gün için önceden msnde 'Özledim :S' şeklinde konuşulan msn furyası başıma 120 metronomda 8lik iki notayla vurdu.Kardeşim haylaz bir jazzcı havasıyla o flütünü öttürmüştü.'UYUYOZ LAN!' diye bağıracak olursam hem yan odadaki annemlerin tepkisini alacak, hem de kardeşimin yanıma gelip daha çok tüttürmesini sağlayacaktım.Kibarca odasına girdiğimde mimiklerimden korkmuş olacak ki, sustu.Hayallerime kaldığım yerden devam etmek isterken uyumuşum.

Uyandığımda sabah 7'ydi.Neden bu kadar erken kalktığımı sorgulamaya başlayacağım ki ağzımdan 'Bayram?', 'Lan?', 'Barış Manço?' 'Tebrik', 'Belhüdar?', 'Namaz mı?' gibi sorular döküldü.Evet hepsi soruydu.Ağzımın beynimden daha önce çalışmasına şaşırdım.Yeni doğmuş bir Ahmet Çakar'a benziyordum.Salona girdiğimde babam dışarıyı kaşlarını çatmış, çok ciddi bir şekilde izliyordu.Benim geldiğimi duyunca 'Bir terslik var.Saat 7 hava hala karanlık.' dedi.Kafamda hala birçok soru dolaşıyorken sadece şunu dedim:

-Arap farkı, Güneş'e güvenmeyip Ay'a göre takvim yapmışlar.
-Fff, dur bakalım belki doğar, böyle giderse namaza nasıl gideriz?

Duyularımı okşayan koltuklardan birine kıvrıldım.Televizyonu açınca karşıma sayın Tayyip'in mütiş çıkıışlarından birini yaparken yakladım- o beni yakaladı.Korkuyor insan.

'Güneş yoksa, biz, miletimize ampülümüzü yakarız ampülümüzü!Üniter yapımız üzerinden bu tip spekülasyonları organize edenlere obstikal olmamamız mümkün değil!Bakın!Bu hükümet iktidara geldiğinden beri Güneş hep doğuyor! Şimdi de doğacak, milletimiz bayramı kutlayacak, Venüs kıl payı geçecek!

Bilincime yeni kavuştuğum zaman babamın zaten 13 saniyedir açık olan yayını 'Hah!Aç bakayım!' dediğini hatırladım.Diğer bütün kanallarda aynı konu konuşuluyordu, Show Haber'in Cem Garipoğlu'yla ilgili haberleri dışında.Güneş'in doğmamasını ilk yadırgasam da sonra kafama yattı.Hoşuma gitti.

-Peki yörüngeden mi çıktık nasıl ya?
-Bilmiyorum ki.
-Kutuplarda durum nasıl peki?Belki oraları gündüzdür?
-

Babamın ikinci kez beni böyle yarı yolda bırakması hoşuma gitmedi.Ben de odama gittim.Arkadaşlarıma hoş mesajlar attım.Bayram olmasını umarak.Olmuyordu.O karanlıkta anneannemlerin evine gittik.El öpmeler, 'harçlık'(para) vermeler, hoş sohbetler, yerini çatık kaşlarla konuşulan; 'hükümet', 'bilim', 'din', 'dinin bilimdeki yeri', 'olayın Kur'an'daki yeri', 'Apollo', 'kriz' konularına bırakmıştı.Para(harçlık) alamamamın üzüntüsü, hava karanlıkken yenen öğle yemeğinin zevkini geçemeyecekti.

Çok soğuktu hava.8 dereceye kadar inmişti, inecekti.D.B'ye gittim.Saçı başı dağılmış, davul baskılı tişörtüyle açtı bana kapıyı.

-Ağbi buldum ağbi! yaptı.
-Neyi buldun?Kurtulacak mıyız?
-Teknik olarak evet ama, birilerinin canı yanacak.
-İşler tuhaflaşmaya başladı, kimlerin yanacak?

Herşeyi açıkladı, ayrıntısıyla.Proje yarışmasında onu Ege 1.si yapan robotu sayesinde sadece kendisi için büyük değil, Dünya için de büyük bir adım atmış olacaktı.Alçak basınçla yüksek basıncı yer değiştirtip suni bir rüzgar yapıp onun itme kuvvetiyle ışık hızının 10da birine denk gelip plazma enerjisi.. evet anlamamıştım.Ama çok mantıklı gelmişti.Canı yananlar listesinde dikkatimi çeken; Cenk Eren, Kerry King, Gary Becker, Derya Baykal, Paris Hilton, Kıvanç Tatlıtuğ, Kate Bosworth, gibi isimler vardı.Robotu, çember biçimde kestiği çimlerin tam ortasına koydu ve kırmızı düğmeye bastı.Herşey şaşırtıcı bir şekilde düzeldi.Dünya'nın kaderini o ve onun robotu değiştirmişti.İnsanlar bu deneyden haberdar değildi tabi, borsa bir anda yükseldi, kuşlar ötmeye başladı, keresteciler işlerine döndüler, denizin ayağı değdiği en derin yerinde sigara içenler sigaralarını söndürdü.Halk bayramını kutladı.Ancak bir şey değişmişti ki, bir kesimde derin bir yara bıraktı.Ev kadınları artık, artık şeylerden yeni eşyalar, güneş enerjisiyle çalışan ve bize hiçbir yararı olmayan 'zımbırtı'ları yapmalarına yardım eden programlarını yitirmişlerdi.

Güneş'in bu anlamsız sürprizini torunu torbasıyla kutlayanlardan olmadım.Olay sona erdikten sonra sahile çıkıp 'Still Day Beneath The Sun' dinleyerek iyice yürüdüm..

Perşembe

nitelikli ve üstünde uğraşılmış bir eser...


gece bizi çeken sizce nedir?
kısık sesle dinlenen yasak müzik mi?
yoksa pornocuların güzel memeleri mi?
günde ilk defa o saatte yalnız kalmaktır belkide
hoş muhabbet yeni aşklara gebe
aaa etiketlenmişim yine
hem de o çevrimiçiykene
aldım biramı dolaptan
aman baba sen uyu ağırdan ağırdan
karar verdik sabahlarız
biz bu alemde en kabayız
saat olmuş 5
bir kız gelmiş diyor bana keş
alıyorum klavyeyi önüme
sövüyorum sessizce
herkes yattığında o gece
ben eğlendim kız sike sike

Salı

Hangi Mesleği İstiyorsunuz?

Hayatımda hep de ikea kotolokçusu olmak isterim.Noel Baba gibisiniz çünkü.Çaldığınız kapıdan genç bir bayan çıksa karizmanıza vermesi kaçınılmaz.Yeni bir hayat kuranların evlerini yenilemelerinde yardım eden birisiniz SİZ.
' Siz'e vurgu yapmamın sebebi, artık bu tabirin televizyon programlarında mide bulandırıcı bir şekilde bize sunulması.Spor yorumlarını dinlemediğim halde babamın odama-burası erkek odası lan!- şeklinde gelip yatağıma son derece rahat bir şekilde yatıp, benim de içeri girmemle ister istemez kulak kabartıyorum.
'Siz eğer Baroş'sanız sırtınız dönük oynamalısınız', 'Siz eğer Emre Belezoğlu'ysanız bu hareketleri yapmamalısınız' bir de 'Bakın!'la girenler var ama en önemlisi şu:
-Ama, şu maça şunu ver, bu maça bunu ver zaten onu 3 defa yaparsınız, 4.haftada, s-i-k-t-i-r-i yersiniz.Çok afedersiniz..
-Estağfurullah, estağfurullah yani.
Hani keşke bu sadece spor programlarında olsa.'Benim de siyasi düşüncelerim var!' programlarında da kullanılıyor.Açılımlar, sorunlar, ergenekonlar, Obamalar tartışılırken 'siz'ler havada uçuşuyor.
Ben de geçen günlerde bu tip bir programa çıktım, yine böyle kelimeler sarf ettiler; ben de araya girince 'Tekerleksin, topsun, eşcinselsin' gibi kelimeler kullandılar.Yediremedim kendime çıktım gittim.Bayağı büyük bir reklamım yani, Türkiye çapında büyük bir reklamım.İzlemişsinizdir, pantolonları açıyordum neredeyse, herkes gördü, Dünya gördü.
Dün bir sanatçıyla beraberdik.Sevgilerimi sunuyorum ona burdan, Jaco Pastorius'laydık.Kıbrıs Şehitlerinde yakaladım kendisini.Yine çalıyordu köşelerde, haylaz bir yapısı vardır.Çok severim kendisini, saygıdeğer bir insandır.Kasetlerini de hep alırım, sağlığı da yerindeydi.
Şimdi bayram da yaklaşıyor tabi.Aileler birbirlerini ziyaret edecek.Aslında ailemle de yaşamıyorum son zamanlarda.Sokakta yaşıyorum bu aralar.Geçen gün polisin bir ayıbı var bana; bira içerken kimlik sordu, vuruyordu az daha beni ayağımdan.Ona moralim bozuldu.Samimi söylüyorum; tabancalara karşıyım, yani Amerika'yı da desteklemiyorum.Pahalı Amerikan markalarını da giymem zaten.Kimse vurulmasın, o da kötü birşey.
Bayram dedik, herkesin bayramını tebrik ederim.Silahlar patlamasın, havayifişekleri patlamasın, yaralamalar olmasın.Umuyoruz tabi bunları ama, birkaç gün içinde Türkiyede çok büyük ayaklanma olacak.Polis gaz bombası atacak haberiniz olsun.Büyük ayaklanma var.

Cumartesi

Bilgisayarım

Vista updatelerine, deyiminizle güncelleştirmelerine sımsıkı bağlı olan ben, güncelleştirme programı bilgisayarınızda belirdiğinde bilgisayarı yeniden başlatmak için o yeşil gözlü kalın çubuğun arsız ilerlemesini keyifle izlerim.10 dakika, 1 saat, 4 saat diye erteleme seçenekleri var o güzelliğin altında.Bu seçenekleri doğru kullanmayı bu yaşımdan sonra öğrendim.Kafama yattı yani hoşuma gitti.Siz de benim gibi ertelemeyi sürekli 10 dakika yaparak bilgisayarın hayatınızdan kaç tane 10 dakika çaldığını öğrenebilirsiniz.Onu anladık da, abi laptopu olmayanlar ne yapıcaks

Perşembe

erol günaydın yeni gün...



orhun ! (3 saniye sonra) orhun , orhuun! bir tanesi yeterince sinir bozucu olmamış gibi 3 kere ismimin sabahın köründe annem tarafından zikredilmesi moralimi çok derinden bozdu. tehlike geçince annemin bana ayılmam için verdiği 2 koca dakikayı düşündüm ve mutlu oldum , daha 100 saniye var lan diyip gözümü kapadım ve rüyamda gördüğüm şahısın vücut hatlarını tekrar kafamda şekillendirmeye başladım , uyumuşum... Derken topuklu ayakkabı tonunda 4/4'lük bir parçadan fırlama sabit ritimler kulağıma çalındı , ''tık tık tık tık tık '' geliyor dedim . annemin bu sinirle odama girmesinden sonra olacak felaketleri istemeyerek kafamda canlandırdım ve o son 2 saniyemi doya doya uyuyarak yaşadım . odamın ışığının açılmasıyla artık kaybettiğim bir savaşta olduğumu ve hemen çekilmem gerektiğini anladım. uyandığımı belli edercesine atik bir vücut hareketi sergiledim , ikna olan annem mutfağa kuş sütü sağmaya geri gitti . turuncu yatağımda dikeldim , elimi yüzüme götürdüm , dilimi parmaklarımla tutup sonuna kadar çektim . yaşayacağım o boktan günü kafamdan geçirdim burnumdan bir tısıldama narası çıktı . havanın 38 derece olmasına rağmen üşüdüm , yataktan kalktım , ayaklarım üzerinde günü ilk baskısını kurdum . sendeleyerek banyoya gittim . sevimsiz anne ve babamla göz göze gelmemeye çalışarak tuvaletin kapısını kırdım . yaklaşık 14 yaşımdan beri yakın dostumu çıkardım , klozetin kapağını kaldırmadan işedim . (nasılsa damlatmıyordum sağa sola , ne hacet var kapağı kaldırmaya?) sifona hafif bir basınç uygulayarak tuvaleti temizledim . arkamı döndüm ve banyomuzun kocaman aynasına şöyle bir baktım , kendimden utandım ; mosmor gözlerim bana dün geceyi dağınık saçlarımda kirpiyi hatırlatıyordu . hayır ! kendime daha fazla bakamazdım hemen çeşmeye yöneldim suyu açtım elimi ıslattım ve saçımı yapılandırdım. sıra yüzüme gelmişti , avuçlarıma aldığım suyun yarısını dökerek yüzüme çarptım , o an ettiğim küfürleri burada yazmak gerçekten çok ayıp olurdu , ingilizceden almancaya bildiğim bütün dillerde küfür ettim. kokmuş havlumuza yüzümü sildim ve banyodan söylene söylene çıktım . bütün dünya bana düşmandı , telefonuma gelen günaydın mesajlarını atan şerefzislere tek tek küfür yolladım . ve o asla yapmak istemediğim yolculuğuma başladım ; odamla mutfak arasındaki ince koridordan anne ve babamın ''ulan acaba bu çocuk içmiş mi?'' bakışları arasında yapacağım o 10 saniyelik yolcluk...
bu yazı dizisinin sabahın köründe kahvaltı adlı denememle devam ettireceğim efendim

Çarşamba

BaK BaNa, Demet AkaLın Da Dinliyorum MeTaLLiCa da

Aykırı insanları bilen, onlar gibi olmayan ancak o aykırılığa Metallica dinleyerek kendini ucundan kaptırmış insanlardan söz ediyorum.

Her ne kadar uç noktaları yaşam felsefesi haline getirmiş insanlar olsalar bile, olmuyor.Bir gün Tikede yemek yer, diğer gün (paşalar gibi) Dark Sideda birasını yudumlar; rasgele çalan şarkıyı biliyorsa, anında eşlik eder.Bilmediği yerleri mırıldanır ancak google'a .... lyrics yazdığında çıktığı lyrcsfreak, lyricsmania gibi sitelerden öğrendiği-doğru bildiği şarkı sözlerini bağıra bağıra da söyler.Karşısına çıkan dilenci ablaları gözü pek bir şekilde kovalar.Aslandır o.


Akşam eve döndüğünde çok değişik harflerle yazılmış kişisel iletisine sahip Messenger'ını da açar.3ü ortam piçi, 2isi kişisi de metalci olan arkadaşlarıyla konuşur.Metalcilerden grup isimleri öğrenip iki üç şarkı da 'yardırdığını' düşünürsek o günkü hasat iyidir 'metal camiası' açısından.Harvester of Sorrow.Diğer üç arkadaşı da onu başkalarıyla tanıştırdıysa, mekan isimleri öğrettiyse torunlar cıvıl cıvıl.Tam olarak dinlediği iki şey arasında bir köprü olan(Emreğaydın) Teoman ve Duman'dır.Herşey senden daha güzeldir mis.

aşkım seni çok seviyorum...


bu kadar hayvansal bir duygu ve hareketler zincirini karşı cinsin en çok ilgi gösterdiğimiz yeri olan göt ile sembolize edip üstüne bir de açlık ve tutkunun rengi olan kırmızıyı yapıştırmak bence bu kavrama çok büyük bir saygısızlıktır. insan ırkı dünyada varolduğu sürece hep yetenekli hayvanları örnek almış ve bütün icatlarını doğadan taklit etmiştir . (hepsinde de başarılı olunmuştur) örneğin bir uçağın yapısı tıpkı bir kuş gibidir , bir denizaltının yapısı tıpkı ispermeçet balinası gibidir , her gün kullandığımız priz sisteminde bile bir giriş (vajina) bir de iletici (penis) ikilisi kullanılır.bu örneklerden de anlaşılacağı gibi doğa her zaman en doğrusunu yapar ve taklit etmek bize çok şey kazandırır . doğaya baktığımızda bizim aşk diye tabit ettiğimiz olgunun sonunda bireylerin birbirleriyle çiftleşmesiyle sona eren gelip geçici bir olay olduğu gözümüze çarpar . ancak biz insanlar nedense ''her şey sadece seks değil , günümüzde aşk sadece seks oldu'' gibi garip anlamlar yüklüyoruz bu temel ihtiyacımıza. itiraf etmesi gerçekten çok zor olacak ama şunu söylemeliyimki bu geçici duygu fırtınası seksle sonuçlanır ve bir iki birleşmeden sonra sona erir , birey yeni partner arar ve bulur . hayvanlara baktığımızda uzun süreri birliktelik(evlilik) görülmemiş şeydir . buradanda ulaşacağımız sonuç ; evet aşk sadece seksten ibarettir.
Bu yazı dizisini daha sonra devam ettirip moral bozmaya ve kalp kırmaya devam edeceğim . (not:kişisel anlama)

Perşembe

1.

Jessle Hepsi 1. sır dolu bir program mesela.Bütün çocuklar ne yaparlarsa yapsınlar hepsi o 10 punları alıyor.Hepsi de gerçekten birinci oluyor.Komünizm mesajı almamak içten bile değil.Bir de orada grup köpükçük gibi adlandırılan bir grup var.Jess çocuklara sorular sorup çocuklar bazen anlamadığında veya komik cevaplar verdiğinde stüdyonun anasını sikiyolar.Yani küçük çocukların olduğu yerde o şekilde bir rok mu deyim? deyim rok grubu çıkarıp espri yapınca daan diye basmak komik oluyor bence.Program başlarken başlıyorlar çalmaya bayan vokalle birlikte'Hepsi, hepsi... hepsi birinci hepsi hepsi hepsi birinci!!Playback yapsalar daha iyi bence çocuk programı bu talkshow değil ki.Orada sadece günümüz şarkıları çalcan hatta çocukları da siktirlicen yerine alkış efekti koycan kendi kendilerine program yapçaklar güzel olur bence.


Ben o yaşlarımda hep Ege TV'ye çıkardım.Anaokulumuzun müdürünün kocası, Ege TV'nin sahibi veya müdürüydü, 2-3 haftada bir gidiyorduk nerdeyse.Sadece, bir kere folklör elbisesi giydiğimi, Berk diye bir arkadaşımın bot giydiğini ve canlı yayında kavga ettiğimizi hatırlıyorum.Hangimizin ayakkabıları daha sert diye zıtlaşmıştık ve birbirimizin ayağına basmaya başlamıştık.Proje adamıydım o zamanlar ama o Berk, pis Berk Ayna grubunu kurmuştu ve herkesi almıyordu o gruba.Sarı saçlıydı hatırladığım kadarıyla.Sürekli o gruba girmeye çalışıyordum, birkaç kez girip sonra atılmıştım sanırım.Tiyatrodaki başarılarım orada son buluyor, sözü geçen yine o pis Berk oluyordu.İlk liderlik ruhu, eziklik ve arkadaş-dost meclisine girme kavramlarını o zaman öğrenmiştim.Herkes zürafa, kaplan gibi oyuncakları eline alıp gitar çalıyordu.Rok bizim kanımızda vardı fakat daha sonra porno müzikleri dinledik herkes gibi.Porno müziği de çok yönlü bir kavram.Oraya girersem işin içinden çıkamam lakin bugün Miles Davis'e bile porno müziği diyorlar.
Sabahları Orçun'la oynardık veya konuşurduk.İşte orda tiyatrodaki karizmamı sergileyebiliyordum.Baskın olan bendim, dalga geçerdim arada onunla.
Melike Demir..8. sınıfta çok terletici bir konuşmadan sonra Beyaz Balonda onunla bir ilişki yaşadığımı, öpüştüğümüzü öğrendim.Şok resimlerimizi sınıfa getirdiğinde 'vay be' dedim kendime.Şaka bir yana, en iyi arkadaşlarımdandı 8. sınıfta.
Ceren Çakır, kim şu an Amerikan Kolejinde okuyor, benim diğer arkadaşımdı.Hani Facebook derler ya, anaokulu arkadaşımı öyle buldum.
Yasemin, son günlerde aramız iyiydi hani.Cem, seni de unuttum sanma.
Bu saydığım isimleri şu an görmek çok isterim yani görüştüklerim dışında.İletişime geçerlerse sevinirim.Ateri kasetlerini değiştiğim ve kavga ettiğim arkadaşlarımı görmek bana 90ları hatırlatır.Güzelyalı Beyaz Balon-Burcu öğretmen.