Çarşamba
Enteresan Bir Kış Gecesi Üzerine Münakaşalar...(pt1)
Daha gidecek çok yolum var diye düşündüm , hızlıca ilerleyen tenha metroda otururken.Arkadaşlarımla yalan yanlış bir vedalaşmadan sonra evimden çok uzaklarda sarhoş halimle bir başıma kalmıştım . Zorlanarak okuduğum , metronun gideceği yönü gösteren tabelalar,biten telefonumun şarjı,vücudumun alev alev yanmasına karşın gecenin ıssızlığında daha da bir anlam kazanan beyaz nefesim , düzensizce konulan kıyafet ve eşyalardan ötürü şişen ve çok nahoş bir görüntü sergileyen çantam , daha 1 dakika önce arayan ve sesleri kulaklarımda çınlayan ebeveynlerimin uzaklardaki otoriter varlığı,ertesi günün neler getireceğini ucundan bile kestiremediğim bir pazartesi olması , raylarda ilerlerken herzamankinden daha korkutucu gözüken sarı sokak lambaları , metronun günün bütün izlerini taşıyan yağlı camlarındaki huzursuz yansımam , büyük vagonda bana yoldaşlık eden birbirinden habersiz 2 sakallı adam ve yaşadıklarımın kafamda oturması için gerekli olan ''saat''i bilmemem beni tarifi güç bir boşluk duygusuna itiyordu.Metro ilerlerken dışarıya bakıp manzaradan keyif almaya çalışıyordum fakat her alkol almış insan gibi bilinçaltımla çok gereksiz bir mücadele içindeydim . Şimdiye kadar yaptığım hatalardan , tuvaletin renginin neden beyaz olduğuna kadar çoğu şey hakkında hiçbir amacı olmayan bir sürü muhakeme yapmıştım.Ulaşmaya çalıştığım durağa geldiğimi asla yaşlanmayan metrodaki mekanik kadın sesi üzülerek haber verdi. Etrafımdaki insanların azlığından saatin geç olduğuna kanaat getirmiştim , bu saatte sıcak yatağama beni götürecek bir toplu taşıma aracı bulmak hiç de kolay olmayacaktı . Soğuk bir kış gecesinde keyiflenen ve yaladığım dudağımı çatlatan rüzgara inat çok uzaklarda gözüken sarı-sıcak bir ''mekan''a doğru hızla yola koyuldum...
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder