Pazartesi

Dün gece hep onu aradım, evimden çıktıktan 30 metre kadar sonra bulacağımı biliyordum.Fakat yürüdüğümde onu bulamadım.İçimden 'Sorun değil, biraz daha yürürüm' diye geçirdim.Çok fazla insanın olmadığı o caddede yine kendimle konuşarak yürüyordum.Kendime acıyordum onu bulabileceğimi sanarak.5 dakikada bir düşüncelerim kısır döndüye giriyor ve her seferinde boşveriyordum.
Bir 40 metre daha yürüdükten sonra çevreme bakındım yine.Belki sahile çıkmıştır diye düşündüm ve oraya doğru yürüdüm.İnsanları, araba seslerini duymamak çok güzel oluyordu yürürken.Yağmur yağmaya devam ederse set kırılacaktı, kırılırsa da kalacak bir yeri kalmayacaktı.
Şaşkına dönmüştüm, hala yoktu ama evden çıkmadan önce umudumu kaybetmemem için söz vermiştim kendime.Yürüdüm.Elimi telefona götüremiyordum.Sahilden evlere bakınca evlerin arasından büyük bir düzlük gördüm.Diğer tarafıma bakınca denizi göremedim.Kenara oturdum.Kendimi toparladıktan sonra kalktım.Herşey netti.
Kendime belli etmeden umudum azalıyordu, yoktu işte.Yürürken biri kolumdan tutuyordu ki yere düştüm.Kolumdan tutmaya çalışan adam beni tutamamıştı.Kulaklığımı çıkartıp 'Azcık dikkatli yürü ama' dedi.Düşüncelerimin beni uyuşturmasına izin vermiycektim.
Çok az daha yürüdükten sonra onu gördüm.Yanında bana çok benzeyen bir çocuk vardı.Koştum onlara doğru, koştuğumu fark etmediler.Önlerine geçtiğimde çocuğun eski ben olduğunu gördüm.Uzun zaman olmuştu o sahneyi yaşayalı, belki de bulmak istediğim uzun zaman önceki bir haldi.Uzun zaman da özlenmişti, ama artık gerçeklere dönmenin vakti gelmişti.
Yataktan kalktım ve kahvaltımı etmek üzere mutfağa gittim.

Hiç yorum yok: